Anasayfa > Sayı 15 > İnsan, bilgisayar ve zeki davr...
Bilişsel bilimler ya da yanıtlı-yanıtsız sorular demeti
İnsan, bilgisayar ve zeki davranış

Bilişsel bilimler, şu anahtar sözcüklerin çevresinde toplanan bir bilim demetidir: Biliş, akıl, zekâ, zihin, beyin, anlama, uslamlama, akıl yürütme, zeki davranış, beceri vb. Benlik nedir? Zekâ nedir? Hayvanlar akıllı mıdır? Bilgisayarlar düşünebilir mi? Usta satranç oyuncularıyla yeni başlayanları ayıran özellikler nelerdir? Yaratıcılık nedir? Gemiyi yöneten mi zekidir, kürekleri çeken mi, yön bulan mı? İnsanlar, nasıl olup da iletişim kurabiliyorlar? Bunun gibi daha yüzlerce soruya yanıt arayan yeni gelişen bir bilim dalı bilişsel bilimler. Görelim bakalım, insan ussal bir varlık mı?

Ulaş Başar Gezgin
[Tüm yazıları]

İnsanlar simgesel mantığa göre mi düşünürler? Çocukların zihni nasıl gelişiyor? Benlik nedir? Zekâ nedir? Hangi davranışlar zeki sayılabilir? Hangileri sayılamaz? Hayvanlar akıllı mıdır? Bilgisayarlar düşünebilir mi? Para biriminin insanın tutumbilimsel (ekonomik) algısına ne tür bir etkisi vardır? Türkçe’de miş’li geçmiş zamanın olması, diğer bir deyişle, geçmişteki olaylar için tanık-“başkasından duymuş” ayrımı yapılması, Türkçe-konuşurların bilgilenme biçimlerini etkilemekte midir? Usta satranç oyuncularıyla yeni başlayanları ayıran özellikler nelerdir? İnsanlar ne gibi durumlarda zamanın hızlı ya da yavaş aktığını düşünme eğilimindedirler? Düşünce mi dili belirler, dil mi düşünceyi belirler? Düşüncenin bir dili var mıdır? Dünyanın bütün dillerini açıklayan bir kural demeti oluşturulabilir mi? Yaratıcılık nedir? Ne değildir? Sanatçıların yaratım süreçleri ne tür öğelerden oluşmaktadır? Bilimciler buluşlarını nasıl yaparlar? Zekâyı geliştirmek olanaklı mıdır? İnsan yavrusu, nasıl oluyor da okuma-yazma öğrenebiliyor? İşitme engellilerin kullandıkları dil, ne tür özelliklere sahiptir? “Bir dilde ne kadar çok sözcük varsa, o dil o kadar gelişmiştir” görüşü doğru mudur? İnsanı doğa mı belirler çevre mi belirler yoksa kendisi mi? Hastalıkların büyüden kaynaklandığını düşünen bir toplum, bunların küçük canlılardan kaynaklandığını düşünen bir toplumdan daha mı ussaldır (rasyonel)? Yıldızlara bakarak yönünü bulan Pasifik Adası yerlileri, zekiler midir? Gemiyi yöneten mi zekidir, kürekleri çeken mi, yön bulan mı? Beynin hangi bölgeleri, hangi uzuvlardan sorumludur? Zihin, beyinden bağımsız olarak incelenebilir mi? Karıncalar, zeki davranışlar mı sergilemektedir? Arılar, zeki midir? Bir öyküyü öykü yapan öğeler nelerdir? İnsanlar, sorunlarını nasıl çözerler? İnsanlar neden kimi olayları unuturken kimi olayları anımsayabilirler? Neden belli bir yaştan önceki anılarımızı anımsayamayız? İnsanlar, neden okudukları aynı yazıdan farklı anlamlar çıkartırlar? Nasıl bir eğitim düzeni, insan yavrusunun gelişimi için en ülküselidir? İnsanlar, nasıl olup da iletişim kurabiliyorlar? Düşük özgüvenli insanlarla yüksek özgüvenli insanlar, hangi noktalarda ayrılıyor? Aynı koşullar altında, bir insan cinayet işlerken öteki işlemiyorsa, bunu neye bağlayabiliriz? Yaşlılar, daha çok mu bulmaca çözmelidir yoksa hücrelerini dinlendirmeli midirler? “Beynimizin yalnızca yüzde 10’unu kullanıyoruz” sözü doğru mudur? Doğruysa, geriye kalan bölümü nasıl harekete geçirebiliriz?
İşte, gelişigüzel olarak sıralanmış, ilk akla gelen sorular. Bu sorular, bilişsel bilimlerin yanıt aradığı sorulardan yalnızca bir bölümüdür. Bir bölümüne yanıt bulunmuştur, bir bölümüne bulunmamıştır. Yanıtları verilmiş olanlardan bir bölümünün yanıtları daha sonra geçersiz sayılabilmiştir. Yanıtların birçoğu, belli bir konuyu kapatmak yerine, yeni sorulara yol açmıştır. Bilişsel bilimler, böylece, elinde uçsuz bucaksız sorularla, on yıllardır ilerlemektedir. Ve öyle obur bir biçimde ilerlemektedir ki, bu ilerleyişin kimi gözlemcilerine göre, bu durum, gelecekte, ayrı bir Bilişsel Bilimler Fakültesi’nin açılmasını gerektirecek gibidir.
Bilişsel bilimler, genel olarak insanı, kendini ve dış dünyayı temsil eden bir varlık olarak kavrama savındadır. Bu bilimlerin içinde, az sayıda da olsa, insanı, temsil eden bir varlık olarak görmeyen yaklaşımlar da elbette bulunmaktadır; ancak bunlar, dizgesel (sistematik) olmaktan uzaktır ve alandaki yaklaşımların çok küçük bir bölümünü oluştururlar. Dolayısıyla, bilişsel bilimlerin konusunu, temsil eden varlıklar oluşturur. Ancak, “temsil eden varlıklar” nitelemesi, çok da açık-seçik değildir. Araştırmacıların hangi varlıkları “temsil eden varlıklar” olarak sayıp saymadığına göre, bilişsel bilimlerin konusu, genişlemekte ya da daralmaktadır. Örneğin, “Tekhücreliler, temsil eden varlıklar mıdır?” gibi bir soruya verilecek olumlu yanıt, tekhücrelileri bilişsel bilimlerin konusu yaparken; olumsuz bir yanıt, dirimbilim (biyoloji) alanına gönderir. Bu yönüyle, tekhücrelilerin bir benliğinin olup olmadığı (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

CAZ .. Bir Halkın Müziği- Baskısı Yok CAZ .. Bir Halkın Müziği- Baskısı Yok
Sidney Finkelstein
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular