Bu yazı Bilim ve Gelecek Dergisi web sitesinden alınmıştır.
Yazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=113
Harun Yahya'ya iki soruYazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=113
Köklü bir Aydınlanma devriminin yaşanmadığı, bilimsel refleksin toplumsallaşamadığı ülkemizde dincilik ve yaratılışçılık hâlâ ciddi bir akım. Fakat bu akımın 1980 sonrası atılımında ABD'nin etkisini göz ardı etmemek gerek. Klasik yaratılışçılıktan farklı olarak, özellikle Evrim Kuramını hedef alan ve bilim kisvesi altında sunulan yeni yaratılışçılık tam bir Amerikan klonu. Harun Yahya adıyla piyasaya sürülen kitapların içeriğine bakıldığında, ABD merkezli "Bilimsel Yaratılışçılık", "Akıllı Tasarımcılık" türü akımların ürettiği metinlerden beslendiği net olarak görülür.
Köklü bir Aydınlanma devriminin yaşanmadığı, bilimsel refleksin toplumsallaşamadığı ülkemizde dincilik ve yaratılışçılık hâlâ ciddi bir akım. Fakat bu akımın 1980 sonrası atılımında ABD'nin etkisini göz ardı etmemek gerek. Klasik yaratılışçılıktan farklı olarak, özellikle Evrim Kuramını hedef alan ve bilim kisvesi altında sunulan yeni yaratılışçılık tam bir Amerikan klonu. Harun Yahya adıyla piyasaya sürülen kitapların içeriğine bakıldığında, ABD merkezli "Bilimsel Yaratılışçılık", "Akıllı Tasarımcılık" türü akımların ürettiği metinlerden beslendiği net olarak görülür. Tabii üstüne biraz da İslamcılık sosu sürülerek. Bu nedenle Türkiye'deki yeni yaratılışçı akımın ABD'den ithal edildiği söylenebilir.
Elinizdeki sayıda "Harun Yahya Dosyası"nı devam ettiriyoruz; bu kez Amerikan bağlantısını vurgulayarak. Prof. Dr. Aykut Kence, Taner Edis ve Dr. Hasan Aydın'ın makaleleri bu noktaya yoğunlaşıyor.
Dosyamızın diğer bir yönü, Harun Yahya'nın Yaratılış Atlası'nın nasıl büyük bir göz boyama olduğunu ortaya çıkarmak. Prof. Dr. Haluk Ertan, Mehmet Özer ve Ender Helvacıoğlu, Atlas'taki açık çarpıtmaları, cehalet ürünlerini ve Danikenvari safsataları sergiliyorlar.
Dosyamızın üçüncü bölümünde, Prof. Dr. Mehmet Sakınç bütün boyutlarıyla "Fosiller"i, Prof. Dr. Erksin Güleç ve Ferhat Kaya da "İnsanın insanlaşma tarihi"ni ele alıyorlar. Son bulgular ışığında kaleme alınan bu makaleler, yaratılışçılığa güçlü birer bilimsel yanıt niteliği taşıyor.
***
Harun Yahya adını kullanan Adnan Oktar'a iki sorumuz var.
Birincisi, Oktar bilimin hemen hemen her dalında, bu dalların alt dallarında, özel uzmanlık isteyen alanlarda iddialarda bulunuyor ve yorumlar yapıyor. Eğer bilimsellik iddiası da taşıyorsa, bütün bu alanlarda fikir sahibi olmasını sağlayan formasyonu nasıl edindiğini açıklayabilir mi? Dünyada hiçbir bilim insanı, bu kadar çok dalda ve bu kadar çok konuda iddiada bulunacak bilgi düzeyine sahip değildir; olamaz da. Adnan Oktar bu düzeye nasıl ulaşmıştır? Diyelim ki çok çalışmış ve ulaşmıştır; büyük bir âlimdir. Oktar, bu birikimini sınamaya, Atlas'ta ele alınan herhangi bir konudaki herhangi bir iddiasını, konunun bir uzmanı ile kamuoyu önünde tartışmaya var mıdır? Örneğin bir biyologla diyelim "ara geçiş formları"nı; bir fosilbilimciyle genel anlamda fosilleri, bir botanikçiyle bitki fosillerini, bir böcek bilimciyle böcek fosillerini, bir fizikçiyle Termodinamiğin yasalarını, bir antropologla insanın geçmişini, bir toplum bilimciyle uygarlık tarihini vb, kendisinin de girdiği uzmanlık isteyen ayrıntılarıyla tartışmaya hazır mıdır?
İkinci sorumuz, "değirmenin suyu" ile ilgili. Hologram kapaklı, 800 sayfa kuşe kâğıtlı, bol fotoğraflı Yaratılış Atlası'nın birim maliyeti, nereden bakarsanız bakın, en azından 100 YTL'dir. Harun Yahyacılar bu kitabın binlercesini bedava dağıtıyorlar. Sadece bir kitabın böyle dağıtılmasının maliyeti trilyonları bulmaktadır. Kaldı ki, aynı grubun, çıkardıkları diğer kitapları meydanlara tırlarla getirip bildiri dağıtır gibi bedava dağıttıkları biliniyor. Bu değirmenin suyu nereden gelmektedir? Bilim ve Gelecek dergisini yüz binlerce basıp Taksim Meydanı'nda gelen geçene bedava dağıtsak, bize "bu parayı nereden buldunuz?" diye sormazlar mı? Biz de Harun Yahya'ya ve yayıncısına soruyoruz: "Nereden buldun?"
***
Bilim ve Gelecek çalışanları olarak, bütün okurlarımızın ve yazarlarımızın, ülkemizin bütün kafa ve kol emekçilerinin 1 Mayıs Emek Bayramlarını kutluyoruz. Bizim bayramımızı kutlayan özellikle cezaevindeki dostlarımıza en içten selamlarımızı ve sevgilerimizi iletiyoruz.
Dostlukla kalın…


