Bu yazı Bilim ve Gelecek Dergisi web sitesinden alınmıştır.
Yazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=125
İnsan evriminin kısa tarihiYazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=125
Evrim; anatomi, embriyoloji, biyomekanik, demografi, ekoloji, arkeoloji, jeoloji, jeomorfoloji, etoloji, genetik, paleontoloji, moleküler biyoloji ve osteoloji gibi kökleri karmaşık bir biçimde biyolojiye ve jeolojiye bağlı olan dalların oluşturduğu, kendi yöntemleriyle özgün bir araştırma-inceleme alanıdır. Ancak bu çoklu bilim ortaklığının bileşimi, evrimi en doğru biçimde anlamamızı sağlar. Bu yazıda insanın diğer canlılar gibi evrimleşerek hayatta kaldığını ve salt bugünkü görünümü ile var olmadığını bir kez daha fosil keşiflerle gözler önüne seriyoruz.
Erksin Güleç
[Tüm yazıları]
İnsan evrimini anlayabilmek-anlatabilmek, disiplinler arası bütünsel bir bakış açısını yani farklı bir birikimi gerektirir. Evrim; anatomi, embriyoloji, biyomekanik, demografi, ekoloji, arkeoloji, jeoloji, jeomorfoloji, etoloji, genetik, paleontoloji, moleküler biyoloji ve osteoloji gibi kökleri karmaşık bir biçimde biyolojiye ve jeolojiye bağlı olan dalların oluşturduğu, kendi yöntemleriyle özgün bir araştırma-inceleme alanıdır. İşte ancak bu çoklu bilim ortaklığının benzersiz bileşimi, evrimi en doğru biçimde anlamamızı sağlar.
Harun Yahya ve çalışmalarının, hiçbir bilimsel niteliğe sahip olmadığı için karşı bir eleştiriyi ve cevabı da hak etmemektedir. Ona karşı bir mücadele verilmek isteniyorsa; bu bilimsel platformda değil, ancak politik, siyasi ve hukuki bir zeminde olmalıdır. Çünkü bu tarz kutuplaşmalar, problemlerin bilimsel çözümüne değil, kutuplaşmanın daha da derineleştirilerek birilerinin yıpratılmak istendiği ya da popüler edildiği ve çözümsüzlüğün dayatıldığı karşılaşmalara dönüşmektedir. Yaratılışçılar, bilimin sınırları içerisinde mücadele verilemeyecek bir tarz kullanmaktadırlar. Harun Yahya ve ekibinin, şu ana kadar bilimsel nitelikte hiçbir çalışmasıyla karşılaşamadık, ne bir bilim dergisinde makalesini okuyabildik ne de herhangi bir lokalitede kazısına katıldık!
Aşağıda, bilimsel veriler ışığında, insanın evriminin paleoantropolojik çalışmalar üzerinden kısa bir tarihini sunuyoruz, insanın diğer canlılar gibi evrimleşerek hayatta kaldığını ve salt bugünkü görünümü ile var olmadığını bir kez daha fosil keşiflerle gözler önüne seriyoruz.
ERKEN HOMİNİDLER (İNSANSILAR)
Birçok genetik ve biyokimyasal çalışma, Afrikalı büyük kuyruksuz maymunlar (şempanze, bonobo ve goril) ve insanın son ortak atası arasındaki evrimsel ayrışmanın yaklaşık 5-6 milyon yıl önce gerçekleştiğini önermektedir. Önerilen zaman dilimi dikkate alındığında, Hominidlere ait en eski fosil kanıtlar, Etiyopya'da, 5,8 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Middle Awash Bölgesi'ndeki tabakalarda keşfedilmiştir. Middle Awash Projesi, 17 farklı ülkeden, paleoantropolog, paleontolog, jeolog, arkeolog ve evrimsel biyolog olmak üzere, 60'ın üzerinde bilim insanının katıldığı bir ekipten oluşmaktadır.
Hominidlerin ilk üyelerine ait kalıntıların hepsi Afrika'dan bilinir. Ancak Afrika dışında Endonezya ve Gürcistan'da ortaya çıkarılan Hominidler Geç Pliyosen (2-1,8 milyon yılları arası) Dönemi'ne aittir.
En güvenilir şekilde tanımlanmış bilinen ilk atanın, Ardipithecus ramidus, Ardipithecus kadabba adları ile bildiğimiz iki ayrı türü olan ve 5,8-4,4 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Ardipithecus cinsi olduğunu söyleyebiliriz. 2002 yılında Brunet ve ekibi tarafından Çad'da bulunan, 6-7 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Sahelanthropus tchadensis ve 2001 yılında Fransız-Kenyalı bir ekip tarafından Kenya'da bulunan, 6 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Orrorin tugenensis de Erken Hominidlerin üyeleridir. Afrika'da ortaya çıkan ancak daha geniş bir coğrafik alana yayılan bir diğer önemli Hominid cinsi ise Australopithecus'tur. Bu cinsin üyeleri 4,1-1,4 milyon yılları arasında Güney Afrika, Malawi, Tanzanya, Kenya, Etiyopya ve Çad Bölgeleri'nde yaşamışlardır. Australopithecusların, taksonomik pozisyonları genel olarak kabul gören yedi ayrı türü vardır: A. afarensis, A. aethiopicus, A. Africanus, A. anamensis, A. boisei, A. garhi ve A. robustus. Ardipithecuslar ve Australopithecuslar dik yürüyebilen ve yaşayan kuyruksuz büyük maymunlara benzer beyin hacimleri olan insan(sı)lardı. Aynı zamanda Australopithecuslar, Homo cinsinin de atalarıydı.
1800'lü yıllarda, yani geleneksel gradistik sınıflandırmanın popüler olduğu zamanlarda, sadece Afrika ve Asya'da yaşayan hominoidler (büyük kuyruksuz maymunlar) biliniyordu ve hepsi Pongidae ailesi içerisinde sınıflandırılmıştı. Ancak, biyomoleküler çalışmalar bize Asyalı orangutan Pongo'nun, Afrikalı kuyruksuz büyük maymunlar (şempanze, goril ve bonobo) dikkate alındığında, modern insana daha uzak olduğunu göstermiştir. Bu nedenle bazı taksonomistler, insan ve Afrikalı kuyruksuz büyük maymunları, Hominidae ailesi içinde sınıflandırmaktadır.
Bu arada, Afrika'da gün geçtikçe artan fosil (...)
Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


