Bu yazı Bilim ve Gelecek Dergisi web sitesinden alınmıştır.
Yazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=127
Harun Yahya'nın böcekleriYazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=127
Harun Yahya'nın canlıları sınıflandırması Aristoteles döneminden kalma. Harun Yahya için bilimsel sınıflandırma metotlarının hiçbir önemi yok. Öte yandan Atlaslarda kaba hatalar ve çarpıtmalar da var. Böcek dedikleri böcek değil. Familyalar birbirine karıştırılmış. Hayat döngülerinde pupa aşaması olmayan canlıların pupalarından söz ediliyor. İşte bu tür örneklerden bir demet.
B. Mehmet Özer
[Tüm yazıları]
Canlıların sınıflandırılmasına dair en eski çalışma, Yunanlı filozof Aristoteles tarafından yapılmıştır. Aristoteles, günümüzden yaklaşık 2300 yıl önce yaptığı sınıflandırmada canlıları yaşam ortamlarına göre (havada, karada ve suda yaşayanlar) gruplandırmıştır. O gün için bu sınıflandırma, ilerici bir özellik taşıyordu. Canlıları "benzer" özelliklerine göre sınıflandırarak onları daha sistemli bir şekilde incelemeyi amaçlıyorlardı.
Aristoteles'ten sonra da birçok filozof ya da doğa bilimci canlıları sınıflandırdı. Bu sınıflandırmalarda canlıların çeşitli "benzerlikleri"nden yararlandılar. Kimi yaşam alanlarına, kimi beslenme özelliklerine, kimi de biçimsel (morfolojik) özelliklerine göre sınıflandırdı canlıları. Ancak modern sınıflandırma, biraz önce söz ettiğimiz "görünen" niteliklerin ötesinde gen dizilimleri gibi "görünmeyen" nitelikleri kullanmaktadır. Çünkü yaşam alanları ve beslenme özellikleri bir yana morfolojik özellikler dahi canlıların sınıflandırılmasında yanıltıcı olabilir. Örneğin, bazı canlılarda erkeklerle dişiler arasında morfolojik olarak o kadar büyük fark vardır ki bu canlıların erkek ve dişileri uzun süre biyologlar tarafından farklı türler zannedilmişlerdir. Diğer yandan, sibling (kardeş) türler birbirlerine morfolojik olarak oldukça benzemelerine rağmen farklı türlerdir.
Yaratılış Atlası'nın sistematiği
Bu kısa girişten sonra, Harun Yahya'nın Yaratılış Atlası'ndaki sınıflandırmaya bakalım isterseniz. İki ciltten oluşan bu atlas büyük ölçüde (neredeyse tamamen) fosil ve o fosillerin aynısı olduğu iddia edilen yaşayan canlıların fotoğraflarından oluşuyor. Atlas'ın ilk ciddinde fosiller, dünya üzerinde bulundukları iddia edilen bölgelere göre gruplandırılmış. İkinci ciltte ise fosiller, "kara hayvanlarına", "deniz canlılarına", "kuşlara", "bitkilere" ve "böceklere" ait olmak üzere beş grupta toplanmış. Şimdi bu grupları biraz daha yakından inceleyelim:
Harun Yahya tarzı bu sınıflandırmada kaplumbağa, "kara hayvanları" grubunda yer alıyor. Ancak milyonlarca yıldır hiç değişmeden bugüne geldiği iddia edilen kaplumbağaların denizlerde yaşayan türlerine "deniz canlıları" bölümünde yer verilmemiş. Milyonlarca yıldır hiç değişmeden bugüne kadar ulaştıkları iddia edilen bu "kara canlılarının" bazılarının neden bugün denizlerde yaşadığına Atlas'ta yanıt bulamıyoruz.
Gelelim "deniz canlıları"na. Bu bölümde, çeşitli balık türlerinden yengeçlere, denizkestanelerinden denizlalelerine kadar çok sayıda "deniz canlısı"na ait fosile yer verilmiş. Ancak farklı sistematik gruplarda yer alan bu canlıların tek bir başlık altında gruplanması bir yana, denizde yaşayan bitkiler nedense "deniz canlısı" olarak kabul edilmemiş. Karada yaşayan bitkiler ise eğrelti otlarından kızılağaca ve gürgene kadar tek bir başlık altında toplanmış.
Böcek olmayan böcekler
Kuşlara ve böceklere "kara hayvanları" başlığından ayrı bir başlıkta yer verilmiş. Bu iki grubun neden "kara hayvanları" başlığı altında toplanmadığının yanıtını Harun Yahya'ya bırakarak "böcekler" grubuna yakından bakalım. Aslında, bu grupta yer alan ilk fosil örneği nasıl bir cehaletle karşı karşıya olduğumuzu anlamak ve Atlas'ın geri kalanını incelemekten vazgeçmek için yeter de artar bile. Bu grupta verilen ilk örnek "çıyan". Yani "böcekler" başlığı altında yer alan ilk örnek böcek değil. Dahası, "böcekler" başlığı altında yer alan fakat böcek olmayan tek örnek çıyan değil. Yedi tane çıyan fosilinin yanı sıra, yine böcek olmayan, beş kırkayak, bir sahte akrep ve yedi tane örümcek fosili de "böcekler" başlığı altında yer alıyor. "Böceklere ait fosil örnekleri" başlığı altında verilen örnekler birbirinden "bilimsel" isimlere sahip: "Kesik kanatlılar familyasından bir böcek", "sinir kanatlılar takımından bir böcek", "sinek", "bitki böceği", "embioptera cinsi böcek", "çiçek böceği", "örümcek", "yalancı akrep böceği".
Eklembacaklıların farklı gruplarına ait birçok canlıyı "böcekler" başlığı altında toplayan Harun Yahya'nın bu konudaki açıklaması ise "özrü kabahatinden büyük" dedirtiyor:
"Örümcek, kene ve kırkayak gibi canlılar gerçekte (...)
Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


