Anasayfa > Sayı 89 > DEVRİM VE ‘FRANSIZ ...
DEVRİM VE ‘FRANSIZ ULUSU’


Alp Hamuroğlu
[Tüm yazıları]

Aristokrasi dışında kalan halk kitleleri kendi kökenleri konusunu öne çıkarıcı ve bunu vurgulayıcı değillerdi, ama Cermen-soylu olmayanlar Cermen olmadıklarının bilincindeydiler. Kendi aralarında hiçbir köken ayrımı gütmezken, Cermen-soylarla aralarında ayrım olduğunu belirtebilirler, kendi kökenlerini ancak bu yüzden hatırlayabilirlerdi. Halk içinde Cermen kökenlilerin sayısı azdı ve bu onların “yüzüne pek vurulmazdı”. Yani, Cermen kökenliler “yabancı” gibi görülmelerine rağmen halk içinde onlara karşı bir ayrımcılık ve düşmanlık yoktu. Aristokratların yabancı olduğu söylemi, yalnız devrimcilere değil, Gallo-Roman bütün halka aitti.

Fransızlaşmak ve ‘yurttaşlık’ ortak paydası
Olumlu nitelikler, elbette zaman zaman halkın kökenlerine yüklenecektir. Anonim bir devrimci halk şarkısındaki (“Halk ve Asker”) “Şeref sana, şan sana yiğit Fransız eri / Ölürsün savaşlarda tam bir Galyalı gibi” dizeleri buna örnektir (75), ama burada bile “Fransızlık” ön plandadır. Çünkü Devrimle birlikte “Fransız olmak” bilinci gelişmiştir. “Fransız cumhuriyeti, köylüleri Fransız” yapmış (76), Devrim, halk içindeki köken farklılıklarını törpülemiş, Fransızlık kökenleri silikleştirmiş, kökenleri kolay hatırlanmaz ve sık kullanılmaz kılmıştı.
Fransızlaşmak ve Devrimin yurttaşlık ortak paydasını öne çıkarması somut sonuçlar veriyordu. Ayrıcalıksız ve ayrımsız yurttaşlık, en zor konuda, Yahudiler konusunda bile tavizsizdi. 1790’da Fransa’nın güneyindeki Sefarad cemaati, 1791’de Aşkenazlar olmak üzere bütün Yahudiler “eşit vatandaşlık hakkı” kazandı. Devrimin olumlu anlayışları ve coşkusu, “Yahudi eşitliği”nin, tepki görmek bir yana, benimsenmesine ve olumlu görülmesine yol açıyordu. Hıristiyanlık bile bundan, “Yahudilere eşit davranmayı bir Hıristiyanlık görevi” kabul ederek etkilenmişti.
Devrim, 19. yüzyıl boyunca da Fransa’da Yahudileri Fransızlaştıracak, vatanı savunma gerektiğinde, tekil örnekler olarak değil, ayrımsız bütün Yahudiler vatanı savunmaya dahil olacaktı. Fransa Yahudileri ayrı bir cemaat olmaktan çıktılar, çünkü Yahudiler ayrı bir ulus (veya toplum) olarak değil, bireyler olarak eşit haklar kazanmışlardı.
Halk kitlelerinin Cermen-soya karşıtlığı, yalnızca sınıfsal konumlanmadan kaynaklanıyordu. Giyotine gönderilen soylulara Cermen-soylu oldukları için değil, halk düşmanı ve kralcı oldukları için bağırılırdı. Giyotinin halk arasındaki adı, hanedan sülalesinin adı olan “Capet”ydi. Bu, halkın düşmanlığının soyla, kökenle ilgili olmadığını, sınıfsal düşmana, kraliyete-aristokrasiye yönelmiş olduğunu göstermektedir. 25 Kasım 1790’da heyecanlı bir konuşmacı Devrim Meclisinin “aristokrasinin her çeşidini” yok ettiğinden söz ederken bile, bütün diğer başkaları gibi, “Cermen”, “Frank” benzeri köken belirten sözcükleri hiç kullanmayacaktı. Nitekim Devrim sonrasında aristokrasinin tasfiyesi ile birlikte, Fransa’da halk arasında Cermen kökenli insan sayısı çoğalmasına rağmen Cermen-soyların dışlanmasına ve etnik ayrımcılığa neredeyse hiçbir yerde rastlanmayacaktı.
Devrimciler ulus bilinci için “köken sorunu”nu bilerek ve kasıtlı olarak görünmez hale getirdiler. Hiç sözünü etmediler. “İç düşmanlar”, “Cermenler” ve “Franklar” değil, “aristokratlar, generaller, Kilise mensupları ve saray”dı. Büyük bir olasılıkla, deviren ve devrilenlerin etnik kökeninden söz eden bir metin devrimciler tarafından hiç yazılmadı. Devrim cephesinde, birbirlerinin söylediği her konuda karşı söylemlere sahip gruplaşmalar olduğu halde, etnik kökenleri silikleştirme ile ilgili olarak tam bir mutabakat bulunuyordu. Belki kendiliğinden ortaya çıkmış bu mutabakat, herhalde Devrimin insanlara verdiği coşku, olgunluk ve sağduyunun eseriydi ve her şeyin üstündeydi. Bunların temelinde ise “yeni doğmuş” eşitlik anlayışı yatıyordu. Ulusal Meclis tarafından Fransız vatandaşlığına alınması önerilen ve kabul edilen (77) Prusya, Avusturya ve İsviçre’den 18 yabancının büyük bir çoğunluğunun Cermen kökenli olmasında kimse için bir sakınca yoktu. Üstelik bu yabancılar içinden üç kişi de Ulusal Konvansiyon’a tek bir itiraz olmaksızın seçilmişti (biri Cloost’tu).
Kökenden söz etmeme, “Fransız ulusu”nun arınma anlayışıyla tasarlanmadığını gösteriyordu. Devrim, ulusu, (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

50 Soruda Psikiyatri 50 Soruda Psikiyatri
Ali Nahit Babaoğlu
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular