Anasayfa > Sayı 40 > Şeyh Bedreddin hareketi
Yarın yanağından gayri, paylaşmak için her şeyi
Şeyh Bedreddin hareketi

Bedreddin öğretisi, o zaman da, bugün de, eserlerinde dile getirmiş olduğu fikirlerle değil, en belirgin haliyle müridi Börklüce Mustafa'nın propagandasına damga vuran, "yarin yanağından gayrı her şeyde ortaklık" arzusuyla bilinmiş ve anılmıştır. Çeşitli dinlerden on binlerce köylü, işsiz, bu öğretide ifade bulan ortakçı bir yeni toplumsal düzen için ayaklanmıştır. Bedreddin hareketinin oynadığı siyasal rol, Bedreddin'in mistik etkisinden ve eserlerinde açığa çıktığı kadarıyla öğretisinden çok daha güçlüdür.

Baha Okar
[Tüm yazıları]

Ortaçağ İslam coğrafyası, sayısız halk isyanına sahne oldu. Nasıl olmasın? Eşitlikçi eski düzenlerin anıları toplumsal hafızalarından henüz silinmemiş, barbarlığın saf dinamizmini henüz yitirmemişken, peygamberin ağzından bütün kulların eşit ve bir olduğunu söyleyen yeni bir dine zorla ya da gönülden biat etmiş bulunan halk, aynı dinin kisvesi altında kurulmuş saltanatlarda hâkim olanların ölçüsüz zenginliğini ve yozlaşmasını görüp, kendi payına hesapsız bir sefalet ve zoru yaşarken, niye isyan etmesin?
Ettiler de. Önce dünya malına tamah etmeyen, dünya saltanatını hiçe sayan tarikatlarda, eski inançlarına, ibadetlerine sığınıp içe kapanarak. Bardağın taştığı yerde de, silahlanıp kıyam ederek, kan dökerek.
Bu hareketler, mutasavvıf önderlerin eliyle, tarikatlarda örgütlendi. Öğreti olarak "Heteredoks" diye adlandırıldı; İslam'ın içinde, kenarında ya da dışında bir yerde oldukları tespit edildi. Çoğu zaman yarattıkları mistik etkilerle anıldı.
Politika, felsefe ve hukuk gibi, ideolojinin tüm biçimlerinin teolojiye bağlandığı bir çağda, ezilenlerin mücadelesinin, yalın sınıf çıkarları ve bunları ifade eden öğretiler etrafında gelişmesini beklemek, ezilenlere haksızlık olmaz mı? Egemenlerin tarih yazımı bu mücadeleleri yok saymış ya da küfredip geçmiştir. İslam ve Osmanlı vakanüvislerinden, bugünün tarihçilerine kadar, siyasi tarih yazımında bu hareketlerden ya söz edilmez ya da kargaşa yaratmış sapkın çapulcular olarak anılıp birkaç satırla geçiştirilirler. Ama sola nüfuz etmiş ilerlemeci tarih yazımı da, ya bu hareketleri ezenler arasındaki mücadelenin kenar süsü olarak görüp bu haksızlığı yapmış, ya da Heterodoks-Ortodoks İslam karşıtlığı içine sıkıştırarak, bunların "ilerici"liğini İslam'ın dışına çıkmış olmasında aramıştır.
Sonuçta bu hareketler kendilerine, ancak din ve inanç tarihi yazımının "Ezoterik-Batınî-Heterodoks" başlığı altında yer bulabilmiştir. Oysa önemli olan, bu hareketlerin, ezilenlerin tarihinin bir parçası olarak siyasi tarih alanına çekilmesidir.

Bedreddin hareketi, "tereddütsüz" siyasi tarihin parçasıdır
Şeyh Bedreddin hareketine gelince;
Bedreddin hareketi bu bakımdan ayrı bir yere sahiptir. Hiç tereddütsüz söylenebilir ki, Bedreddin hareketi bariz şekilde siyasi tarih alanına aittir. Ezilenler ve devrimciler tarafından, kendi tarihlerinin bir parçası olarak kabul ve kıymet görmesi, bu barizlik ölçüsünde, bir o kadar kolay ve mümkün olmuştur. Çünkü:
1) Bedreddin hareketinin oynadığı siyasal rol, Bedreddin'in mistik etkisinden ve eserlerinde açığa çıktığı kadarıyla öğretisinden çok daha güçlüdür. Bunu belirleyen faktör, ayaklanmanın gücü, yaygınlığı vs. değil, dönemin siyasal koşullarıdır. Dönem, Osmanlı siyasi tarihinde "fetret devri" diye anılan, Timur yenilgisinden sonra Beyazıd'ın oğulları arasındaki taht kavgaları şeklinde beliren, devletin ve düzenin yeniden kurulması dönemidir. Bir siyasal kargaşalık ve iktidarsızlık dönemidir. Bedreddin hareketi, bu siyasal ve toplumsal çatışmanın başka diğer öğeleriyle çatışmış ya da kesişmiştir.
2) Bedreddin öğretisi, o zaman da, bugün de, eserlerinde dile getirmiş olduğu fikirlerle değil, en belirgin haliyle müridi Börklüce Mustafa'nın propagandasına damga vuran, "yarin yanağından gayrı her şeyde ortaklık" arzusuyla bilinmiş ve anılmıştır. Çeşitli dinlerden on binlerce köylü, işsiz, bu öğretide ifade bulan ortakçı bir yeni toplumsal düzen için ayaklanmıştır.
Bedreddin'in başyapıtı olarak kabul gören Vâridat'ta, ne böyle bir mal ortaklığı ve tüketici komünizmine göndermeler, ne de sultana karşı açık isyan ve mehdilik iddiası vardır. Oysa Bedreddin bu öğretiyle ezilenlerin mürşidi olmuş, Börklüce Mustafa'nın bu uğurda ayaklanmasıyla ezilenlerin tarihinde politik bir varlık olarak önem kazanmıştır (1). Osmanlı egemenleri ve resmi İslam için "canı helal" bir düşman haline gelmesi de bu yüzdendir. Nitekim Bedreddin, fikirleriyle şeriatın dışına düşüp ona karşı gelmekten değil, İslam'ın sultanına ve devlete isyana kalkışmaktan (gadr u hurûc (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Eski Yunan\'dan İslam\'ın Klasik Çağına .. NEDEN KAVRAMI ve NEDENSELLİK SORUNU Eski Yunan\'dan İslam\'ın Klasik Çağına .. NEDEN KAVRAMI ve NEDENSELLİK SORUNU
Hasan Aydın
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular