Bu yazı Bilim ve Gelecek Dergisi web sitesinden alınmıştır.
Yazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=385
Osmanlı beyefendisi ile Avrupalı bilim insanı kişiliğinde buluşmuştuYazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=385
Türkiye klasik arkeolojisinin öncüsü: Arif Müfid Mansel
Arif Müfid'in yaşamına ve çalışmalarına, sarayla ilintili bir Osmanlı ailesinden gelmesi, Almanya'da aldığı sağlam arkeoloji eğitimi ve Atatürk'ün ve Türk Tarih Kurumu'nun tarih ve arkeoloji seferberliğine yoğun bir biçimde katılmış olması damgasını vurmuştur. Klasik arkeolojinin Türkiye'deki öncüsüdür. Türkiye'de ilk kez yerli bir arkeoloğun üstlendiği sistematik ve yöntemli klasik arkeoloji kazılarını yürütmüş; İÜ Klasik Arkeoloji Kürsüsü'nü kurmuş, arkeoloji ve tarihte Türkçe kaynak kıtlığının olduğu dönemde, niteliğiyle sivrilen yapıtlar üretmiştir. Pamfilya bölgesini, Side ve Perge antik kentlerini ortaya çıkaran kişidir. Bütün bunların yanı sıra, sağlam mesleki birikimini geniş kültürüyle tatlandırarak anlattığı derslerine müptela ettiği öğrencilerinin de unutulmaz hocası…
Nalân Mahsereci
[Tüm yazıları]
1933 yılı son ayları. İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gelecek vaat eden arkeologlarından biri, Dolmabahçe Sarayı'na çağrılır. Genç çağrılı, tam o sıralarda, askerlik görevini yerine getirmek üzere, piyade yedek subayı olmuştur. Asker üniforması içinde Mustafa Kemal Atatürk'ün karşısına çıkan bu genç, Arif Müfid'den başkası değildir (1).
Ülkenin Kurtuluş Savaşı'yla ellerinden kurtarıldığı emperyalist devletler karşısında güçlü bir millet kimliği inşa etmek ve ulus-devletin vatandaşlarını bu kimlikte kaynaştırmak isteyen Kemalist Devrim'in öncüsü Atatürk, birkaç yıl önce, tarih araştırmalarında seferberlik başlatmıştır. Türk tarihinin araştırılması ve bu konuda temel yayınların üretilmesiyle ilgili çalışmalar, Atatürk'ün ölümüne dek aynı seferberlik havasında sürecektir. Çalışmaların başlıcaları şunlardır: 1930'da Türk Tarihi Heyeti oluşturulur, bu heyet öncelikle Kemalist Devrim'in tarih tezlerini içeren Türk Tarihinin AnaHatları adlı kitabı hazırlar ve sadece 100 adet basılan kitap, fikirleri alınmak üzere uzmanlara dağıtılır. 1931'de, sonradan Türk Tarihi Kurumu (TTK) adını alacak Türk Tarih Tetkiki Cemiyeti kurulur, gene 1931'de okullarda okutulmak üzere dört ciltlik Tarih kitabı hazırlanır ve yeni tarih görüşü ve tarih öğretiminde izlenecek yolun öğretmenlere aktarılması amacıyla 1. Türk Tarih Kongresi düzenlenir. Bir yandan, Türk Tarihinin Ana Hatları'nın uzmanlara başvurularak yeniden yazdırılması süreci ilerlemektedir. 1937'de ise, Türk tarihinin açıklanması ve belgelenmesi amacıyla düzenlenen 2. Türk Tarih Kongresi uluslararası bir nitelikle gerçekleşir.
Cumhuriyet'in tarih seferberliğinde Arif Müfid de yerini alır
İşte, Arif Müfid'in Dolmabahçe'ye çağrılması da bu hummalı çalışmalarla ilgilidir. Atatürk kendisinden, Türk Tarihinin Ana Hatları'nın 4. bölümü olan, Orta Şark'ın B paragrafını, yani İran'ı yazmasını istemektedir. Arif Müfid'in 1934'de, Türk Tarihinin Ana Hatları Müsveddeleri arasında basılacak olan İran'ın Tarih ve Arkeolojisi başlıklı yapıtı, böylelikle ortaya çıkar. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, 1935'de soyadı kanunuyla Mansel soyadını almış olan Arif Müfid, Türk Tarihinin Ana Hatları'nın Ege Medeniyeti bölümüyle ilgili malzeme toplamak üzere, TTK tarafından Yunanistan'a inceleme yapmaya da gönderilecektir. (2).
Tarih biliminin, ülkenin öncülerinin bizzat yönlendirmesiyle, en parlak dönemini yaşadığı Cumhuriyet'in bu taze yılları, alanında kuvvetli uzmanların yaşamlarının ve özellikle çalışmalarının bu doğrultuda biçimlendiği zamanlardır. Türk Tarihinin Ana Hatları kitabının yeniden üretiminde çalışmak, Arif Müfid'in de tarih çalışmalarına olan ilgisini perçinleyecek; ömrü boyunca, arkeolojinin yanı sıra tarih alanında da bir kısmı ders kitabı olarak da okutulacak yapıtlar üretecektir. Atatürk'ün kurduğu TTK'dan 1936'dan itibaren görevler alacak, kurumun 1938'den itibaren etkin bir üyesi olacak ve dergisi Belleten'de çok sayıda makale yayımlayacak, yapıtlarının önemli bir bölümünü kurum basacak, gene kazı çalışmalarını TTK adına ve onun maddi desteğiyle yürütecektir.
Atatürk'ün son yıllarında, 1936-38 arasında arkeoloji çalışmaları büyük önem kazanmıştır. Arif Müfid 1932'de, Atatürk'ün ilgisini çeken eski eserler barındıran Yalova'da kazılar yapar. Termal'de kaplıca binası çevresinde yaptığı araştırmalarda, kurşunlu banyo duvarında 5 tane adak taşı, itfaiyenin yanındaki 4 adet mezartaşı, kilise dehlizleri ve başlık sütunları bulur.
Gene 1936'da Atatürk'ün isteği üzerine, TTK tarafından Trakya Bölgesi'nde kazılar yürütmekle görevlendirilir. Mansel'in Trakya kazıları, ülkemiz bilimcileri tarafından klasik arkeoloji alanında yapılan ilk yöntemli ve sistemli alan araştırmasıdır (3).
Arif Müfid, öncelikle Trakya'nın kültür ve tarihini araştırır, çevrede yüzey araştırması yapar. MS 6. yüzyıla kadar gelen süreçte, Trak köylerinin, şehirlerinin, yollarının, ikliminin, ürünlerinin, madenlerinin, halkının, topluluklarının, giysilerinin, silahlarının, sosyal yaşamının izini sürer ve Makedonya baskısı ve Roma egemenliği üzerinde durur. Trakya'da sıklıkla rastlanan tümülüsleri belirler ve bunlardan Alpullu, Hasköy, Lüleburgaz, Vize, Kırklareli (...)
Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


