Anasayfa > Sayı 49 > İslâmiyet öncesi Ortado&...
İslâmiyet öncesi Ortadoğu'da kültürel durum
İslâm fetihleri öncesinde Ortadoğu'da başta eski Yunan kültürü almak üzere, İran ve Hint kültürlerinin etkisinden söz etmek mümkündür. Yunan kültürünün Ortadoğu'ya girişi iki ayrı dönem olarak ele alınabilir. Selevkoslar ve Roma İmparatorluğu dönemi ile Hıristiyan kilisesinin egemen olduğu dönem. Hint kültürünün Ortadoğu'ya girişi ise deniz ve karadan yapılan ticaret yolları üzerinden olmuştur. İran ise bir bakıma Helenistik kültürle Hint kültürünün buluşma yeri alarak kabul edilebilir.

Mehmet Dağ
[Tüm yazıları]

Bilindiği gibi Ortadoğu tarih boyunca çeşitli kültürlerin buluşma alanı olmuş, bu kültürler birbirinden etkilenmişler, yeni bileşimler ve oluşumlar ortaya çıkmıştır. Ortadoğu'nun dikkate değer ilk kültürlerinin merkezi önemli nehir vadileridir. Bu nehir vadilerinden biri Mezopotamya'da öteki ise Mısır'da bulunmaktadır. Tarıma elverişli bu bölgelerde ilk yerleşik toplumlar oluşmuş; toplumsal, siyasal ve dinsel örgütlenme beraberinde kültürel gelişmeyi sağlamıştır. Mezopotamya'nın bugün çok iyi bilinen kültür birikimini Babil; Nil vadisinde gelişen kültür birikimini ise Mısır temsil etmektedir.
Babil kültürü kendisini tarım, hukuk, astronomi, tıp alanında göstermiştir. Ancak astronomi ve tıp alanında meydana gelen gelişmeler falcılık ve büyücülükle yakın ilişki içinde idi ve bilimsel bir kimlik kazanmış olmaktan uzaktı. Sözgelimi, yıldızların ve gök olaylarının gözlenmesi, müneccimlik ya da ülkenin ve insanların kaderinin tespiti amacıyla yapılıyor; tıp uygulamaları bir takım şifalı otların kullanılması yanında büyücülüğe dayanıyordu. Ancak bu gözlem ve uygulamalar gökbilim ve tıp alanında bazı bulguların elde edilmesini de sağlıyordu.
Mısır kültürü ise özellikle tarım ve astronomi alanında önemli ilerlemeler kaydetmişti. Kanal yapımı için kimi arazi ölçümleri, göksel olayların gözlenmesi ve buradan varılan sonuçlar önemli sayılabilecek kimi bulgulardı.
Kuşkusuz Babil ve Mısır kültüründeki özellikle uygulamaya yönelik, henüz kuramsal temele oturtulmamış ve falcılık ve büyücülükle karışmış bu bilgiler, bir miktar aritmetik ve geometri bilgisini de gerektiriyordu. Nitekim her iki kültürde de bu alanlarda gelişmeler olduğunu görüyoruz. Aslında her iki kültürün başarılarında falcılık ve büyücülük öğelerinin de yer alması, onların dinsel amaçlı bir takım başarılar olduğunu ortaya koyuyor. Tabiat olaylarının, her biri bir tanrıya bağlanan tabii kuvvetlerle açıklanması ve efsane unsuruna büyük önem verilmesi bu kültürlerin dinsel kaynaklı oluşlarının bir başka kanıtıdır.
Bu iki önemli kültürün ticaret yoluyla ve halkların yer değiştirmesiyle Ortadoğu'nun hemen her yanını etkilediği, falcılık ve yıldızname uygulamalarının bugüne değin ulaştığı biliniyor.
Erken çağlarda bu iki kültürün, İran ve Hint'ten gelen başka kültürlerle birlikte yalnızca Ortadoğu'yu değil, eski Yunan kültürünü de yakından etkilediği biliniyor. Sözgelimi, eski Yunan sır dinlerinin oluşumunda bu kültürlerin etkisi yadsınamaz. Yunan kültürünün dinî-efsanevî dönemden kurtulup aklîleştirilmeye başladığı dönemlerde de yine aynı etkilerden söz etmek mümkündür. Sözgelimi, Empedokles'in, Tales'in, Pythagoras'ın ve Eflatun'un Mısır'ı ve Ortadoğu'yu ziyaretleri biliniyor. Tales ve Pythagoras'ın kuramsallaştırdıkları teoremleri uygulama halinde Mısır'da gördükleri bildiriliyor. Tales'in evrenin aslının su olduğu görüşünü eski Mısır rahiplerinden edinmiş olması mümkündür. Yine Pythagoras'ın felsefesindeki sayıların kutsallığı vb. gibi doğu öğesi de bu etkiler arasında sayılabilir.
Ancak ne var ki, bu efsaneye, falcılığa ve büyüye dayanan bilgi birikimini aklîleştiren ve sistemli bir ürün olarak ortaya koyanlar eski Yunan düşünürleri olmuştur. Bu dönemde tabiat olaylarını, tıp bilgilerini ve bir ölçüde gök bilgilerini efsaneden arındırma ve tabiat kuvvetlerini birer tanrı olmaktan çıkarıp, onları tabiî unsurlar ya da tabiî nedenler olarak görme süreci başlatılmıştır. Bir örnek vermek gerekirse, eski dinlerde toprak, hava, su ve ateş birer tanrı iken, aklîleştirme döneminde tabiattaki nesnelerin aslî dört unsuru ya da öğesi haline gelmiştir.
Eski Yunanistan'da gelişen bu aklîleştirilmiş kültür daha sonra tekrar dönerek, özellikle İskenderiye kanalıyla Ortadoğu'ya girmiş; var olan kültürel ortamı etkilemiştir. Bu etki doğu öğelerini de içeren yeni bir kültürün ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Ortadoğu'nun yukarıda belirtilen kültürüne eklenen ve onu değiştiren etki yalnızca eski Yunanistan'dan gelmemiştir. İran'dan ve ticaret kervanları aracılığıyla Hindistan'dan gelen kültürel etkilerden de (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

HARUN YAHYA SAFSATASI ve EVRİM GERÇEĞİ-Baskısı Yok HARUN YAHYA SAFSATASI ve EVRİM GERÇEĞİ-Baskısı Yok
kolektif
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular