Anasayfa > Sayı 67 > Neden öpüşürüz?
Neden öpüşürüz?
Yeni araştırmalar, beynimize, bedenimize ve eşimize güçlü sinyaller gönderen öpüşmenin ardında gizli karmaşıklıkların olduğunu açığa çıkarıyor. Öpüşmeyi insansı atalarımızdan mı öğrendik? Neden başımızı sağa eğerek öpüşüyoruz? Öpüşmenin eş seçerkenki bilinçaltı davranışlarımız üzerinde etkisi ne? Arzuları sağduyu ve bilince baskın kılan, öpüşmenin kimyasal etkisi mi? Yoksa söylendiği gibi, “Öpüşlerdir kaderi belirleyen / akıldan ziyade” mi?

Chip Walter
[Tüm yazıları]

Bilim yazarı ve film yapımcısı Chip Walter, çeşitli bilim dergilerine yazdığı popüler bilim makaleleri ve Ulusal Bilimler Akademisi’yle işbirliği içinde hazırladığı ödüllü belgesellerle tanınıyor. Halen Carnegie Mellon Üniversitesi’nin Yeşil Bilim Enstitüsü'nde eğitim stratejileri üzerine çalışıyor. Son kitabı olan Thumbs, Toes, and Tears: And Other Traits That Make Us Human’ı (Başparmaklar, Ayak Parmakları ve Gözyaşları: Ve Bizi İnsan Kılan Diğer Özellikler) 2006’da yayımladı. Bugünlerde, genlerin ve ilk dürtülerin bilinçaltından insan davranışlarını nasıl şekillendirdiği hakkında bir kitap yazmakta. Chip Walker’ın bu makalesi, 2008 Şubatı’nda Scientific American’da yayımlanmıştı.


Tutku egemen olduğunda bir öpücük, koku, tad, dokunma, mahremiyet ve duygu alışverişiyle iki insanı birbirine kenetlemeye yeter. Kaçamaklı veya şehvetli, usulca veya arzuyla, utangaçça veya coşkuyla öpüşürüz. Güpegündüz ve gecenin köründe öpüşürüz. Törensel ya da sevgi dolu öpücükler, havalı Hollywood öpücüğü, ölüm öpücüğü ve peri masallarında prensesleri hayata döndüren öpücükler veririz.
Dudaklar muhtemelen ilk olarak yiyecek için evrimleşti, daha sonra da konuşmaya uyarlandı; ancak öpüşmeyle bambaşka açlıkları doyurdu. Öpücük, vücutta dokunsal heyecanları, cinsel uyarılmayı, yakınlık duygusunu, motivasyonu ve hatta aşırı coşkunluğu ileten sinirsel mesajlar ve kimyasallar dalgasını tetikler.
Tüm bu iletiler beden içerisinde olup bitmez. Neticede öpüşmek müşterek bir iştir. İki bedenin birleşmesiyle bu iletiler eşinize, onların kendi içinizdeki akışı kadar güçlü bir şekilde gönderilir. Öpücükler bir ilişkinin durumu ve geleceğine dair önemli bilgiler verebilir. O kadar ki, gerçekten de son yapılan araştırmalara göre, ilk öpücüğün kötü olması, başka türlü gelecek vaat eden bir ilişkinin sonunu getirebilir.
Bazı bilim insanları dudakların birleşmesinin, eş seçimini kolaylaştırmak için geliştiğini düşünmektedir. New York Albany Eyalet Üniversitesi’nden evrimci psikolog Gordon G. Gallup geçen Eylül ayında BBC ile yaptığı bir röportajda, “Öpüşmek, çok karmaşık bir bilgi alışverişini -koku bilgisini, dokunsal bilgiyi ve insanların karar vermesini sağlayan temel, gelişmiş, bilinçdışı mekanizmalardan yararlanan postural uyum türlerini- içerir” şeklinde konuşmuştu. Öpüşmek, taraflardan birinin, uzun süreli ilişkilerde temel bir mesele olan ve türümüzün devam etmesi için hayati önem taşıyan çocuk geliştirmeyi üstlenmeye istekli olup olmadığını da ortaya çıkarabilir.

Fiziksel açlığı gidermekten duygusal açlığa
Öpüştüğümüzde gerçekleşen her ne olursa olsun, evrimsel tarihimiz bu narin ve fırtınalı eylemin içine işlemiştir. 1960’larda İngiliz zoolog ve yazar Desmond Morris, öpüşmenin primat bir annenin yiyeceği ağzında çiğneyip, yavrusunu ağızdan ağıza, dudaklarını buruşturarak beslemesi eyleminden gelişmiş olabileceğini ilk defa ileri sürmüştü. Şempanzeler yavrularını böyle beslerler; insansı atalarımız da muhtemelen böyle yapmıştır. Dışarı açılmış dudakları dudaklara bastırmak, sonraları yiyeceğin az olduğu zamanlarda aç yavruları rahatlatmak için ve zamanla genel olarak aşk ve sevgiyi ifade etmek için gelişmiş olabilir. İnsan türü nihayetinde, bu ilk-ebeveynsel (proto-parental) öpücüklerden çıkıp bugünkü tutkulu öpücüklere varan bir yolculuk yaşamıştır.
Feromonlar olarak bilinen sessiz kimyasal haberciler içten öpüşmelerin gelişimini hızlandırmış olabilir. Çoğu hayvan ve bitki aynı türün diğer üyeleri ile iletişim kurabilmek için feromonu kullanır. Özellikle böceklerin, örneğin bir yiyecek yığını ya da cinsel çekimin varlığı durumunda uyarı işareti vermek için feromon yaydığı bilinir.
İnsan duyguları konusunda ise feromonlar tartışmalıdır. Farelerin ve domuzların aksine, insanların uzmanlaşmış feromon algılayıcılarına ya da ağızları ile burunları arasında sapan kemiği organına (vomeronasal organ) sahip olmadıkları bilinmektedir. Yine de Duquesne Üniversitesi’nden biyolog Sarah Woodley, feromonları burnumuzla hissedebileceğimizi belirtmektedir. Ve kimyasal iletişim birtakım ilginç bulguları açıklayabilmektedir. Mesela aynı yurtta (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Postmodern Çağda .. İSLAM ve BİLİM Postmodern Çağda .. İSLAM ve BİLİM
Hasan Aydın
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular