Anasayfa > Sayı 30 > ‘Cins’ kedi–...
‘Cins’ kedi–köpek ırkları genetik açıdan ne denli güçlü?
Eğer doğanın seçimlerine dikkatle bakarsak, safkanlığın, benzerliğin genetik olarak yeğlenir olmadığını, çeşitliliğin daha değerli olduğunu görebiliriz. Böylece çok sevdiğimiz hayvanları güzelleştireceğiz derken acı çekmelerine sebep olmayız belki. İran kedisi Şiraz’ın kasabın kedisi Mestan’a göre, olası genetik hastalıkları nedeniyle dezavantajlı olduğunu unutmayalım. Safkanlık idealini bir kenara bırakıp, bari Şiraz’ın yavrularına acı çektirmeyelim. Doğanın ideali olan çeşitlilik, toplumsal yaşamımız için de iyi bir yol gösterici olamaz mı?

Benan Dinçtürk
[Tüm yazıları]

Bu yazıyı sevgili büyükbabam Veteriner Hekim
Kıdemli Albay Rıfkı Ünlü’nün aziz anısına ithaf ediyorum (BD).

Evlerin canlılığı, insanların yakın dostları hayvanlar, doğasız, ağaçsız, yeşilsiz kent toplumuna geçişte, ev hayatının birer bireyi haline geldiler. Bireyselleşen ve yalnızlaşan yaşamlarda, bazen bir arkadaştan daha yakın bir konum aldılar.
Dünyada hayvan sevgisi iki önemli dönemeç geçti. Hayvan hakları toplulukları, deney hayvanı olarak kullanılmalarına karşı çıkarak, onların da canlı bireyler olduklarını ve bilerek acı çektirilmelerinin yanlışlarını vurgulamakla kalmadılar; laboratuvarları basarak deney hayvanlarını serbest bırakmak gibi radikal eylemler de yaptılar. Pek çok araştırıcının yıllarca üzerinde çalıştığı doktora çalışmalarının verileri bu eylemler sırasında kayboldu. Başka radikal gruplar ise şu soruyu sordu: “Hayvanları ev hayvanı (pet) olarak tutmaya hakkımız var mı?”
Bütün bu tartışmalar özünde hayvan sevgisiyle ortaya çıkmıştı. Vurguladığı değerler üzerinde insanları düşündürmesi açısından önemli olan bu mücadeleler, şiddeti yöntem olarak seçtiklerinde yasallıklarını yitiriyor ve kendi amaçlarına zarar veriyorlar. Yakın geçmişte, bu hareketin en güçlü olduğu İngiltere’de, karşıt bir grup, hayvan deneylerinin önemini vurgulayan bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bu gösteride hayvan deneylerinin tıbbi tekniklerin ve ilaçların geliştirilmesindeki kaçınılmazlığı ortaya kondu.
Bu tartışmaların en büyük yararı, bilimsel çalışmalarda kullanılacak hayvanlara en az acı çektirecek protokollerin geliştirilmesi, bilim insanlarının deneylerini bu duyarlılıkla düşünerek planlamaları, mümkün olan en az miktarda hayvanın kullanılması ve bunları denetleyici mekanizmalar geliştirilmesi oldu.
Çıkar dinamikleri üzerinde yapılanan insan ilişkileri, insanların ev hayvanlarından beklentilerini de değiştirdi. Öyle değil mi ya? Köpek sahibine tartışmasız boyun eğiyor, insana en güzel hizmeti veriyor, onu terk etmiyor ya da düş kırıklığına uğratmıyor. Bu da, maalesef, dostluğun yeni kriterleri (!) olarak yaşamlara girmiş durumda.
Zaman içerisinde evcilleşen hayvanlar, doğal yaşamdakilerden öylesine değişti, o kadar farklı ırklar haline dönüştü ki; artık doğaya bırakıldıklarında yaşayamaz hale geldiler. Her gün mamasını yiyen bir süs köpeği doğaya bırakıldığında diğer köpeklerle olan ilk mücadelesinde zayıf düşecek, belki hemen ölecek; doğal ortamda bulunmayan bir kuş varyetesi olan kanarya uzun mesafe uçamayacak, şişman İran kedisi ise bulduğu bir et parçasını sokaktaki tekir kediye çok kolay kaptıracak durumda.
Kimi hayvan sahipleri ise cins kedi-köpek beslemekle öğünüyor. Safkan yavrular elde edebilmek için, aynı ırka ait köpeklerin sahipleriyle bağlantıya geçerek onlara eş buluyor, böylelikle safkan yavrular elde ediyorlar ve güzellik yarışmalarındaki başarılarıyla öğünüyorlar. Bunların hepsi sevgi adına yapılıyor. Ancak, sevgi sözcüğü oldukça yanlış kullanılan, yanlış anlaşılan bir sözcük olabildiği; içinde sahiplenmeyi, yönetmeyi ve izolasyonu da bulundurabilme tehlikesi taşıdığı için bir an durup bakalım!

Sakın hayvan dostlarımız acı çekiyor olmasın!
Şu sıralar televizyonda bir araba reklamında karşımıza çıkan, kısa ayaklı bir çeşit av köpeği olan Bassett tazısının üzgün gözleri hayvanseverlerin yüreğini eritiveriyor. Ancak aralarında kaç kişi bu ağlamaklı gözlerin bir çeşit göz iltihaplanmasından kaynaklandığını biliyor? Kısa ayakları eklem, uzun kulakları kulak iltihaplanmalarına, uzun vücut yapısıysa sırt ağrılarına karşı duyarlı hale getirir bu sevimli canlıyı. Buldog köpekler, özellikle karın kısmındaki kıvrımlardan dolayı ciddi enfeksiyonlarla karşılaşır. Hele küçük çenelerinin içindeki büyük dişleri sık sık soğuk algınlığı, sinüzit ve çeşitli solunum problemlerine neden olur. Saint Bernard tipi köpeklerse, kısa yaşamlarında kemik problemleriyle karşı karşıyadır. Great Dane ve Newfoundland tipi köpekler, kalplerinin, iri vücut yapılarını destekleyememesinden dolayı, genç yaşta ölebilir. Film endüstrisinin çok sevdiği Dalmaçyalıların pek çoğu, ileri derecede duyma problemiyle karşı (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem 50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem
ed. Alâeddin Şenel
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular