Anasayfa > Sayı 25 > Amazonlar
Amazonlar
Mitolojide söz konusu edilen pek çok Amazon masalı vardır. Troya Savaşı tamamıyla hayali sayılırken Schlimann kazılarından sonra Troya harabelerinin bulunduğu, Girit’te Minos ve Minothauros masalları düzme sanılırken, Knossos ve Phaestos’ta yapılan kazılardan bir Minoen Uygarlığı’nın çıktığı göz önünde tutulursa, bir gün bir gerçek âşığının Amazon Uygarlığı’nı meydana koyacağı umulabilir.

Halikarnas Balıkçısı
[Tüm yazıları]

Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın bu yazısı, ilk baskısı 1954’de yapılan Anadolu Efsaneleri kitabının, 1974’de Yeditepe Yayınları tarafından yayımlanmış olan 3. baskısından alınmıştır. Kapak resmi ve çizimler, Balıkçı’nın özgün çizimleridir. Kolay okunması için bazı arabaşlıklar ekledik ve az sayıda yazım düzeltmesi yaptık. Yazıya ulaşmamızı sağlayan, dipnotları da ekleyen Ömer Tuncer’e teşekkür ederiz.

Anadolu’nun kuzeydoğusunda geziye çıkıyoruz. O yerlerde Anadolu’nun efsanevi halkından yurttaşlarımız Amazonlar oturuyorlardı. Thermodon Irmağı’nın Karadeniz’e döküldüğü noktada vaktiyle yükselmiş olan Themiskyra Kenti onların başkenti olarak bildirilir. Thermodon ya Fatsa’da ya da Ordu’da Karadeniz’e akan ırmak veya derelerin biriydi. Themiskyra da bu takdirde bugünkü Fatsa ve Ordu şehirlerinin bulunduğu yerde ya da onların yakınındaydı. Başlangıçta oraları Hitit İmparatorluğu’nun göbeği iken sonraları, Hellenik, Hellenistik ve Roma Çağı’nda Pontos olarak adlandırıldı.
Amazonlar’ın Anadolu için büyük önemi vardır. Çünkü İzmir’in, Efesos’un ve Anadolu kıyısındaki daha birkaç şehrin ilk önce Amazonlar tarafından kurulduğu ısrarla ileri sürülmekte, hatta İzmir, Efesos, Mirina, Grinya, Kime sözcüklerinin de bu şehirleri kuran Amazonlar’ın adları olduğu söylenmektedir. Eski Yunanlılarca kesinlikle inanılan ve onlarca ulusal bir nitelik almış olan menkıbelerin arasında hiçbiri Amazonlar’a ait olanlar kadar meraklı değildir.
Amazonlar Anadolu’ da yaşamış olan savaşçı kadınlardı. Çok güçlü kuvvetli ve cesur, hatta eski Yunanistan’ın en büyük efsanevi kahramanlarına denk savaşçılardı. Büyük filozof Eflatun ve İsokrates (1) Amazonlar’ın Yunanistan ve hatta Atina’ya akın etmiş olduklarını kesin bir tarihsel gerçek olarak kabul ve ilan ederler. İsa’dan önce 4. yüzyılda yaşamış olan o büyük dimağlar öyle kolay kolay mitolojik efsanelere inanacak zekâlardan değildiler. Amazonlar için söylenen hikâyeler İsa’dan önce 20. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar geçen sekiz yüzyıla aittir.
Amazon sözcüğü nereden geliyor?
İlk önce Amazon sözcüğünü inceleyelim. Bu sözcüğün Anadolu’da pek eskiden kullanılmış bir dile ait olduğu söylenir. Bazı bilginler de oklarının yaylarını daha iyi çekebilmeleri için, kadınların çocukken sağ memelerini kestiklerini ve bundan dolayı kendilerine “memesiz” demek olan Amazon adı verildiğini ileri sürerler. Ama gerek kabartma taş, gerek resim olarak Amazonlar’ı temsil eden binlerce sanat eserinin hiçbirinde Amazonlar tek memeli olarak gösterilmemiştir. Bazen sağ memeleri örtülüdür. Ancak örtünün altında mükemmel bir memenin sipsivri kabarmakta olduğu besbellidir. Başka bilginlere göre ise Amazon’un “A”sı, şiddet ve kuvvet anlamına gelir. “Mazon” da meme demektir. Bundan ötürü bu sözcük, memesiz değil; fakat erkekçe savaştıkları için geniş ve güçlü kuvvetli göğüslü ve memeli, demektir. Daha başkalarına göre “A”, Türkçe’deki “maz” eki gibi olumsuzluk takısıdır. “Mazo” da “dokunmak” demektir. Bunlarca Amazon, kendilerine erkek tarafından dokunulmaz olan kadın demektir. Amazonlar bâkire değillerdi. Tam tersine, birçok erkekleri diledikleri gibi zevkleri için kullanırlardı. Daha başka uzmanlar, “Maza”nın eski Kafkas dilinde “ay” demek olduğunu, Amazonlar’ın da Ay Tanrıçasına yani hem bir Ay Tanrıçası (sonradan yıldız anlamına İştar, Astoret ve Sitare’den Astarte’ye dönüşmüş oluyor), hem de ulu Anatanrıça Kybele’ye ve ondan gelişen Anadolu’nun 18 memeli Artemis’ine taptıkları için kendilerine bu ad verildiğini ileri sürerler. Bütün bu araştırmalardan Amazon sözcüğünün hangi dille ilgili, hangi anlamda bir söz olduğunun henüz tayin edilmediği anlaşılır.
Dünyanın her neresinde bir insan topluluğu kurulduysa, bu topluluklar başlangıçta muhakkak matriyarkal (2) idiler. Yani babaların ve erkeklerin değil; ama anaların ve kadınların egemen oldukları bir toplum. Çünkü kadınların dünyaya insan doğurdukları, ama erkeklerin çocuk doğurmadıkları görülüyordu. Sebep ile (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Dün eğitim vardı. Ya bugün?.. 1968 DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÛRASI - 1969 ÖĞRETMEN BOYKOTU Dün eğitim vardı. Ya bugün?.. 1968 DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÛRASI - 1969 ÖĞRETMEN BOYKOTU
Ahmet Doğan
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular