Bu yazı Bilim ve Gelecek Dergisi web sitesinden alınmıştır.
Yazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=865
Kimyasalların karanlık yüzü - 1Yazının tam adresi http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=865
İnsan yapımı zararlı kimyasalların yaygın kullanımı iyice belgelenmiş olsa da, çok az insan, her gün evde kullandığı tüketim maddelerine bunların katkı olarak konulduğu konusunda bilinçlenmiş durumdadır. Halılardan perdelere, oyuncaklardan televizyona, bilgisayardan yazıcıya, kozmetiklerden parfümlere kimyasal katkılar modern yaşamın gizli gerçekleridir. Nadiren içerikte belirtilirler, hiç görünmezler, ama neredeyse hep oradadırlar. Tabii ki orada bulunmalarının her zaman bir nedeni vardır. Plastikleri yumuşatmak, kırılmamalarını sağlamak, parfümleri kalıcılaştırmak, tutuşuculuklarını azaltmak, akarları ya da küfleri yok etmek gibi… Ama olmasalar da olur!
Bahar Işık
[Tüm yazıları]
İnsan yapımı kimyasalların global üretimi 1930’da 1 milyon ton iken, 2000’de 400 milyon tona ulaştı. Sentetik kimyasallar hava, toprak ve su çökeltilerinde (sedimentlerde) yaygın olarak tespit edilmekte. Avrupa’da 100 binden fazla çeşit kimyasal pazarlanmakta. Bu kimyasalların izlenmesi ve bilgilendirimleriyle ilgili ciddi bir boşluk bulunuyor. Üretim ve kullanımlarına ait düzenlemeler zayıf ve etkisiz. Endüstride kullanılan kimyasalların büyük çoğunluğu hakkında son derece az veri var. Bütün bu nedenlerle, kimyasalların çevre ve insan sağlığına olası etkilerini tam olarak bilemiyoruz. Oysa kimyasallara düşük dozlu yaygın sunuk (maruz) kalınması bile, özellikle gebe ve çocuklar gibi duyarlı gruplarda, ciddi, geri dönüşsüz zedelenmeye yol açabiliyor.
Kirleticilerin çoğu egzozlar, endüstri bacaları veya pestisitlerden gelmiyor. Evimize, günlük yaşamımıza, görünmeyen, içeriklerde belirtilmemiş kimyasal katkılar olarak, günlük tüketim ürünleriyle sinsice giriyorlar. Üreticiler, bu moleküllerin ürünlere bağlı olduğunu ve salınmayacağını düşünüyorlar. İlginç olan, ev tozlarında bu kimyasalların tespit edilmesi. İnsanda kontrollü çalışma yapma olanağımız bulunamayacağından, kimyasalların kötü etkilerinden kesin olarak söz edemiyoruz. Ülkeler, kontrollü çalışma yapılamadığından “bilmiyoruz”, “bilmediğimiz için de dikkat etmeliyiz” demekteler. Oysa kimyasalların üretim ve kullanımlarıyla ilgili ciddi düzenlemeler getirilmeli, etkilerinden emin olununcaya kadar güvenli alternatiflere yönelinmeli, güvenilir alternatifi yoksa ve sosyal olarak kullanımı zorunluysa, yeğleneni bulunana kadar kullanımı sınırlandırılmalıdır. Bu üç adım uygulanabilirse, kimyasallardan korunmakta büyük bir yol alınmış olur. Böylece kimyasalların genetik hasar, kanser ve diğer olumsuz etkilerinden bir nebze olsun uzaklaşabileceğiz. Henüz dünyaya gelmemiş bir canlının dahi kimyasallardan etkilenebildiği düşünülürse, onları kimyasallara sunuk bırakmaya kimsenin hakkının olmadığını, hükümetlerin de vatandaşların sağlıklı yaşam haklarını korumak için etkin hareket içinde olması gerektiğini görürüz. Ancak bu hiç yapılmamaktadır.
İnsan yapımı zararlı kimyasalların yaygın kullanımı iyice belgelenmiş olsa da, çok az insan her gün evde kullandığı tüketim maddelerine bunların katkı olarak konulduğu konusunda bilinçlenmiş durumdadır. Halılardan perdelere, oyuncaklardan televizyona, bilgisayarlardan yazıcılara, kozmetiklerden parfümlere kimyasal katkılar modern yaşamın gizli gerçekleridir. Nadiren içerikte belirtilirler, hiç görünmezler, ama neredeyse hep oradadırlar. Tabii ki orada bulunmalarının her zaman bir nedeni vardır. Plastikleri yumuşatmak, kırılmamalarını sağlamak, parfümleri kalıcılaştırmak, tutuşuculuklarını azaltmak, akarları ya da küfleri yok etmek gibi… Ama olmasalar da olur! İlginçtir ki, kimyasalların evimizde kullanımı bu kadar yaygın olmasına karşın, üzerlerine yapılmış araştırmalar son derece azdır.
Hormonal bozukluk yapan alkil fenoller, kozmetik ve diğer kişisel bakım ürünlerinde kullanılır. Üremeye zararlı fitalat esterleri, PVC’yi yumuşatmada kullanılır. İmmünotoksik organotinler, PVC’yi sabitlemek veya tozdaki akarları öldürmek için kullanılır. Tiroid hormonunu taklit eden bromlu kimyasallar, mobilya veya elektronik eşyalarda alev engelleyici olarak kullanılır. Ve karsinojenik olan klorlu parafinler, plastik, boya ve kauçukta kullanılırlar.
DNA hasarı ve dişileşmeye yol açabilir: Alkil fenoller ve türevleri
Alkil fenol ve türevleri noniyonik surfaktanlardır. Doğaya salındığında süreğen, birikici ve sulardaki yaşama toksiktir.
Nonilfenoletoksilatlar, surfaktan, emülsifiye edici, yayıcı ve veya ıslatıcı olarak endüstri ve tüketim uygulamalarında kullanılırlar. Batı Avrupa’da 1997’de 77 bin ton kullanılmıştır. Yüzde 30 endüstriyel ve kurumsal temizlik ürünü olarak (deterjan), yüzde 11 emülsifiye edici, yüzde 10 tekstilde, yüzde 7 deri, yüzde 6 pestisit ve mimari ürünlerde, yüzde 5 su bazlı boyalarda, yüzde 16 (112 bin ton) kozmetik, şampuan, diğer kişisel bakım ürünlerinde, tutkal, denizcilik ürünlerinde (bilgiler son derece sınırlı) kullanılmaktadır. Bazı türevlerinin de antioksidan olarak, bazı plastiklerde kullanıldığı bildirilmiştir.
Alkil fenol ve türevleri, tatlı su ve deniz sularında (...)
Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


