Anasayfa > Sayı 72 > And Dağları’n&...
Tersine Dünya
And Dağları’nın ardındaki sosyalizm rüyası: Şili

Bir geziden çok kendi tarihini, yitimlerini dünyanın öbür ucunda aramaktır, Türkiye’den Şili’ye gitmek. Çünkü yüreğimizden hissederiz ki ha Mahir’dir alnından vurulan Deniz’ini kurtarmak için, ha bedeni parçalanan Allende’dir halkı için. İnti İllimani’nin, Violeta Parra’nın, Victor Jara’nın acı ve gurur dolu ezgilerini anlamak için İspanyolca bilmeye ihtiyaç yoktur. Bu yüzden Türkiye’den Şili bir yürek atımı mesafededir.

Demircan Pusat
[Tüm yazıları]

“duyulur ardında bıraktığı hayallerin gürültüsü


sinsi bir deprem gibi camları titretmesinden/


masasına gelip gittiği açıkça anlaşılır


daktilosu çalışmasa da şeridinin eskimesinden/


durduğu yerde patlaması mürekkep hokkalarının


ömrünce biriktirdiği sosyalist öfkesinden/


ne kadar yok etse ölüm vuruşu göklerde yankılanan


kocaman bir yürek kalır şili’nin allende’sinden”


                                                                  atilla ilhan
 
Türkiye’den Şili kaç kilometredir? Kaç meridyen vardır arasında; kaç ülke sığar o mesafeye ve kaç dil, kaç kültür?..
Hangi kitabı açsam, hangi dili konuşsam “insanlığın kaderi birdir” diyor. Bizim dışımızda tüm evren kader birliği etmiş de bir insan kalmış bu ortaklığın dışında. Mümkün mü? Eğer mümkünse neden bütün fikirler ve kuvvetler evreni taklit ederek genişlemek zorundadır? Büyümek ve bir ağacın tohumlarını saçması gibi parçalanarak kendini yeniden üretmek; nereden doğan kanunlardır bunlar?
Bir gezi yazısına benzemeyecek bu. Zaten bir geziden çok kendi tarihini, yitimlerini dünyanın öbür ucunda aramaktır, Türkiye’den Şili’ye gitmek. Çünkü yüreğimizden hissederiz ki ha Mahir’dir alnından vurulan Deniz’ini kurtarmak için, ha bedeni parçalanan Allende’dir halkı için. İnti İllimani’nin, Violeta Parra’nın, Victor Jara’nın acı ve gurur dolu ezgilerini anlamak için İspanyolca bilmeye ihtiyaç yoktur. Bu yüzden Türkiye’den Şili bir yürek atımı mesafededir.
Karmaşık duygularla Şili’nin başkenti Santiago’ya en yakın sınır kenti Mendoza’dan bindiğimiz otobüsle Andlar’a doğru yol aldık. Havası daima ılık yaz akşamı kıvamında olan Mendoza bağlarının arasından geçerek uzaktan seyrettiğimiz bu bitimsiz dağ dizisine yaklaşırken insan kendine sormadan edemiyor; “acaba nereden bir geçit bulup da geçeceğiz?”
Dünyanın en yüksek ikinci zirvesinin bulunduğu yedi bin metrelik Aconcagua Dağı’nın gölgesi boyunca sınıra doğru tırmana, kıvrıla yol aldı otobüs. Aymara dilinde “dünyanın bittiği yer” anlamına gelen Şili’nin en geniş yerinin 240 km, ortalamasının 180 km olması nedeniyle doğru yerden giren için mesafeler kısadır. Sınır işlemleri ve otobüsün gayet yavaş yol almasına karşın Mendoza’dan Santiago’ya altı saatte varılıyor. Üstelik otuz pezoya yapılan bu yolculuğun, gün batımını Andlar’dan inerken izlemek gibi büyük bir hediyesi var.
Şili, ardı Andlar tarafından kapatılmış önünde 5300 km boyunca denizle çevrelenmiş bir ülke. Buradan sonra gidilebilecek başka bir yer bulunmuyor. Yani yerliler bu ismi takmakta hiç de haksız sayılmazlar.
And zirvesinde bir tünelden çıkıp da o alıştığımız “hoş geldiniz” tabelasını görünce Allende’nin ülkesine ulaşmanın hüznü ve mutluluğu sardı benliğimizi. Pek hoş karşılandığımızı söyleyemem. Sınırda karşılaştığımız görevlilerin tavrı tipik bir askeri rejim havasındaydı. Santiago’ya giden yolda ise çok sayıda askeri birlik dikkatimizi çekti.
And yollarında ışıklandırma sistemi olmadığından geçişlere yalnız gündüz izin veriliyor. Akşam olduğunda Santiago’ya varmış oluyorsunuz. Recoleta’da uygun fiyatlarda temiz oteller var. Biz de onlardan birine yerleştik. Altı buçuk milyonluk şehirde gece oldu mu insanlar evlerine çekiliyor. Dikkatimizi ilk çeken şey bu oldu. Güney Amerika’ya özgü gece hareketi pek yok burada. Şili’liler daha içlerine kapalı ve aileye dönükler. Öyle ki 1990’a kadar yasal olarak “boşanma” hakkının bulunmadığı bir ülkeydi burası.
İkinci dikkatimizi çeken şey ise gecenin o saatinde bile insanların bize yer ayarlamak için çabalamalarıydı. Şili’lilerin o ilk görüşteki alışıldık Latin “yakınlığında” davranmayan ama daha yardımsever ve sorumluluk duygusuna sahip insanlar olduğunu ilerleyen günlerde anladık.

Darbe mi dediniz?
Gün aydınlandı. Sabah sekizde Plaza de Armas’daydık. Kalabalık arttıkça üniformalı sayısında da ciddi bir artış oldu. İki saat içinde tuhaf bir haki rengin tüm meydanı (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı
Tarih Bilincinden Yaşam Sevincine   İNSANLIĞIN SÖZLERİ Tarih Bilincinden Yaşam Sevincine İNSANLIĞIN SÖZLERİ
Ender Helvacıoğlu
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular