Anasayfa > Sayı 72 > Aşikâr 24 Ocak, derin 12...
30. YILDA 30 PORTRE
Aşikâr 24 Ocak, derin 12 Eylül Turgut Özal



Cemal Dindar
[Tüm yazıları]

Özal bu alemden göçeli yıllar oldu. Fakat onun sağladığı rutubet ortamının çocukları, aynı vizyonu ayakta tutmaya devam ediyorlar. Şöyle hoşgörülüydü, böyle iyi şeyler yapacaktı… Dönemin hegemonik söylemindeki Özal ile ilgili geniş uzlaşmanın devam ediyor olması boşuna değil. Özal, ‘derin 12 Eylül’dür. Baskı aygıtlarıyla uygulanan şiddet bir süre sonra görece asli mecrasına çekilmiş ve işlevini bu derin ideolojik şiddete bırakmıştır.


“Turgut Özal mutlaka kabinede olmalıdır”

12 Eylül olmuş. Ordu yönetime el koymuş. Sokaklarda, evlerde özellikle solcu avı başlamış. Bir iki yıldır sanki yokmuş gibi davranan Devlet Baba, şef olarak geri dönmüş. Darbenin üçüncü günü; 14 Eylül 1980 ve yer: Genelkurmay Başkanlığı. Kenan Evren’in anılarından okuyoruz:
“Bugün İkinci Başkan odasında DPT Müsteşar Vekili Turgut Özal’la Maliye Bakanlığı Müsteşarı müşterek bir toplantı yaparak, siyasi partilerin ve kapatılan sendikaların bankalardaki paralarına yapılacak işlem ve grev ve lokavtların ertelenmesinden dolayı işçilere verilecek avansların ne kadar olması gerektiği üzerinde çalışma yaptılar...” (1)
Türkiye’nin neoliberalizasyonu sahnesini bu satırlardan daha güzel ne özetleyebilir? Birlikte 14 Eylül 1980 gününü ve bu sahneyi düşünelim. Sokaklar tanklarla ve askeri birliklerle dolu. Her yerde ve her vakit kimlik kontrol noktaları kurulmuş. Herkes şüphenin evrenine hapsedilmiş. Oradan ancak gözaltına alınmak, yani şüpheyi doğrulamak için dışarı çıkartılıyor. Bir milyondan fazla insanın gözaltına alındığı günlerden söz ediyoruz. Genelkurmay Başkanlığı’nın bir odasında DPT Müsteşar Vekili Turgut Özal ve Özal’ın imgesi belirginleşirken adı darbe lideri nezdinde bile zaman içinde silinmiş bir Maliye Müsteşarı çalışıyorlar. Evren’in anlattıklarından bile anlaşılıyor ki toplantının gündemi o güne değin emekçilerin kazanılmış haklarının nasıl gaspedileceğinin yolunun yönteminin belirlenmesi…
Yine Eylül ayı içinde 12 Eylül Hükümeti’ne Başbakan aranmaya başlanıyor. Cunta’nın epey zorlandığı anlaşılıyor. Turhan Feyzioğlu’na teklif götürüldüğünde, Feyzioğlu’nun şartı: “Turgut Özal mutlaka kabinede olmalıdır.” Bilindiği gibi Feyzioğlu değil, Bülend Ulusu Hükümeti kuruluyor. Adnan Başer Kafaoğlu ile Özal birlikte çalışmak istemiyorlar. Tercih Özal’dan yana yapılıyor. Gerekçe:
“…dış borçların ertelenmesi, yeni krediler bulunması konusunda dış ülkelerle ve finans kuruluşları ile müzakereleri yürüten Özal olduğu için sonunda Kafaoğlu’nu feda edip Özal’ı bırakmayı uygun bulduk.” (2)
12 Eylül darbesinin erken günleri, Kenan Evren ve diğer Cunta üyelerinin de ötesinde, Büyük Başka’nın sahneyi düzenlediği, o sahnenin sonraki otuz yıl içinde olacakları belirlediği günler oluyor. 12 Eylül’ü sadece bir askeri darbe olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden biçimlendirme hamlesi olarak gördüğümüzde, bu sahnenin belirleyici çizgilerinin Kenan Evren’de değil, Turgut Özal’da sembolleşmesi hiç de şaşırtıcı değil.

Adresine vaktinde ulaşmış tek 12 Eylül mektubu Vehbi Koç’un…
12 Eylül nedir? Elbette, bir de, adresine gecikmiş mektuplardır. 12 Eylül günlerinde vaktinde adresine ulaşmış ender mektuplardan birinin sahibi Vehbi Koç’tur. Vehbi Bey, 3 Ekim 1980 tarihinde Evren’e bir mektup yazıyor. 12 Ekim Pazar günü buluşuyorlar. Vehbi Bey, kendisiyle yapılmış konuşmalarda anekdotlarla giden ve Cumhuriyet’ce “Yürü ya seçilmiş ailem” yönünü bir tarafa bırakarak halka sürekli öğüt verici cümlelerinin bir kısmını Kenan Evren’e de, üstelik Paşa’nın en güçlü olduğu bir dönemde, söylüyor. Bir de Türk burjuvazisinin yeni dönemden beklentilerini bildiren bir mektup bırakıyor. 12 Eylül sonrasının TÜSİAD’ının bu mektuptan çıktığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Özellikle de bu örgütte Koç ailesinin yeni kuşaklarının liderliği düşünülürse. Neler mi var bu görüşme ve mektupta?
Öğüt 1: Kenan Evren’in zorlu görevinde sağlığına dikkat etmesi ve özellikle öğle yemeklerinden (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı
HARUN YAHYA SAFSATASI ve EVRİM GERÇEĞİ HARUN YAHYA SAFSATASI ve EVRİM GERÇEĞİ
kolektif
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular