Anasayfa > Sayı 73 > Anamızdır, tanrı...
Anadolu kültüründe ağaçlar
Anamızdır, tanrıçamızdır: Meşe

Meşe, hem anamız, hem tanrıçamızdır. Besler, korur, kollar, barındırır, şifa verir. Kurtuluş Savaşı’mızdaki yokluk yıllarında Anadolu meşelerinde hiç meyve kalmadığı o yıllara tanıklık edenlerce aktarılmaktadır. Meşelerimizin meyveleri, en zor zamanları olan savaş ve kıtlık yıllarında bu ülke insanını açlıktan kurtaran bir sigorta vazifesi görmüştür. Binlerce yıl öncesinde, tarım tekniklerinin daha ilkel olduğu yıllarda, meşe palamudunun beslenme ve insanların hayata tutunmasındaki hayati önemi çok daha belirgindi.

Hasan Torlak
[Tüm yazıları]

Anadolu uygarlıklarını ve kültürümüzü, meşe ağaçları kadar etkileyen ağaç az bulunur. On binlerce yıldan bu yana Anadolu meşeleri ev yapım malzemesi, yakacak, boya, maya, ilaç ve yiyecek amacıyla kullanılmıştır. Anadolu insanının hayata tutunmasında ve kültüründe başrolü oynamış bir ağacımızdır meşe. Ülkemizde 4’ü endemik 20 dolayında meşe çeşidi bulunmaktadır. Daha önce 3 endemik meşemiz varken yakın zamanlarda Mersin’in Mut İlçesi dolayında keşfedilen ve sadece bu ilimize özgü olan Quercus trojana subsp. yaltirikii (Troya meşesi) ile endemik meşelerimizin sayısı 4’e çıkmıştır.

Neolitik çağda hem barınak, hem yiyecek, hem yakacaktır meşe
Ev, neolitik ve paleolitik çağlarda Tanrıçanın bedeni, meşe kovuğu da Tanrıçanın rahmiyle özdeşleşirdi. Anatanrıça heykellerinin bu çağlarda meşe ağacından yapılması ve Anatanrıçaya antikçağlarda meşe ağacı altında tapınılmasının nedenlerinden biri bu olmalıdır. Paleolitik çağda meşe ağacının kovuğunda yaşayan insanoğlu, yerleşik hayata geçince kutsal meşe ağacını da ev malzemesi olarak kullanmıştır. Son kazılarda Anadolu’daki neolitik çağ evlerinin tam ortasında yer alan ve evin çatısını ayakta tutan meşe direğinin aynı zamanda Tanrıçayla özdeşleştiği saptanmıştır.
Neolitik çağın insanı meşe palamudunu yiyecek olarak kullanmıştır. Son kazılarda bu çağa ait katmanlarda meşe palamudu depoları bulunmuştur. Malatya’nın 40 km kuzeyoğusunda, MÖ 7500’lere tarihlenen Caferhöyük neolitik yerleşimi çevresinde bu çağda açık meşelikler bulunmaktaydı. Neolitik çağda meşe, hem yiyecek hem de yakacak olarak kullanılmıştır. Niğde’nin Bor İlçesi’nde bulunan Köşkhöyük neolitik yerleşimi kazılarında en çok rastlanan bitki meşe palamutudur. İzmir Neolitik yerleşimi Ulucak’ta da meşe kalıntılarının bulunması Anadolu’nun neolitik çağında meşenin beslenmede önemli rol oynadığını göstermektedir. Diyarbakır’daki neolitik Çayönü yerleşiminde de meşe palamudu kalıntıları bulunmuştur. (1)

Savaşta ve kıtlıkta meşe palamudu imdada yetişir
Palamut meşesi (Quercus ithaburensis) eskiçağ insanlarının beslenmesinde hayati bir rol oynadığı gibi günümüz Anadolu’sunda da hâlâ insan ve hayvan yiyeceği olarak kullanılmaktadır. Anadolu’da kıtlık zamanlarında meşe palamudu unundan ekmek yapılmıştır. Anadolu’nun pek çok yerinde palamutlar öğütülerek un haline getirilip kimi kez arpa unuyla karıştırılarak, kimi kez sadece palamut unuyla su yoğrularak, sepe benzeri ekmek yapıldığı bilinmektedir. (2) Günümüzde Anadolu’nun çoğu yerinde olduğu gibi Mersin’in Yanıktepe yöresinde meşe palamutları ateşte közlenerek yenir. (18) Tokat dolayında palamut meşesinin meyveleri taze, kavrulmuş ya da kaynatılmış halde gıda maddesi olarak tüketilmektedir. (5) Kurtuluş Savaşı’mızdaki yokluk yıllarında Anadolu meşelerinde hiç meyve kalmadığı o yıllara tanıklık edenlerce aktarılmaktadır. Dolayısıyla meşelerimizin meyveleri, en zor zamanları olan savaş ve kıtlık yıllarında bu ülke insanını açlıktan kurtaran bir sigorta vazifesi görmüştür. Binlerce yıl öncesinde, tarım tekniklerinin daha ilkel olduğu yıllarda, meşe palamudunun beslenme ve insanların hayata tutunmasındaki hayati önemi çok daha belirgindi.

Kürt baklavası da meşe ağacından yapılır!
Meşe ağacı meyvelerinden ekmek elde edilmesinin yanı sıra, meşe üzerinde yaşayan bir böcekten elde edilen tatlı özütten kudret helvası yapılır. Anadolu’da “mana” veya “kudret helvası” da denen yiyecek şark mazı meşesi olarak bilinen Quercus infectoria subsp. boissieri’den yapılır. (3) Doğu Anadolu’da mazı meşesindeki bu tatlı maddeye “gez balı” veya “gezo” gibi adlar verilir. Bu bal, Irak’ta da halk ilacı olarak ve koz helva yapımında kullanılmasının yanı sıra, 16. yüzyılda bu yörede müshil olarak da sabahları yenilmekteydi. Bu tatlı madde Türkiye’de toplandıktan sonra eritilerek ondan “akıt” denilen kırmızı bir pekmez ve “Kürt baklavası” denen bir tatlı yapılmaktadır. (4)
Meşe ağaçları üzerinde oluşan bu tatlı özütün nedenini anlamayan Anadolu (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı
Dün eğitim vardı. Ya bugün?.. 1968 DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÛRASI - 1969 ÖĞRETMEN BOYKOTU Dün eğitim vardı. Ya bugün?.. 1968 DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÛRASI - 1969 ÖĞRETMEN BOYKOTU
Ahmet Doğan
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular